Namaz, namaz, namaz 30 Haziran 2009
Posted by NamazNuru in Kategorilenmemiş.add a comment
NAMAZIN FARZ OLUŞU
Mükatil (r.h) Hazretleri dedi ki : ” Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri Mekke’de iken, akşam vaktinde iki reka’at , sabah namazı vaktinde de iki rek’at namaz kılardı. Miraca çıktıgı zaman , beş vakit namaz kılmakla emrolundu. ”
Namaz Mi’rac gecesi farz kılındı. Çünkü Mi’rac, vakitlerin en üstünü, hallerin en şereflisi ve münacatların ev izzetlisidir. Namaz da imandan sonra taatın ev faziletlisidır. Kullukta ise ilahiyatın en güzelidir. Böylece ibadetlerin en faziletlisi, vakitlerin en faziletlisinde farz oldu. Namaz, kulun Rabbine vasıl olması ( ulaşması )ve ona yaklaşmasıdır.
NAMAZIN HİKMETİ
Namazın farz olmasının hikmeti ve sebebi :
Rasülüllah (s.a.v.) Hazretleri , Mi’raca çıktıgında, semavat melekutunun gizliliklerine şahıd oldu, seyretti. Göklerde olan meleklerin ibadetlerini gördü. Onların ibadetleri çok hoşuna gitti o ibadetlerin ümmetine de farz olmasını istedi. Ceneb-ı Allah, bütün meleklerin ibadetini, beş vakit namazın içinde topladı. Zira meleklerin bir kısmı kıyamda ( yani ayakta durup ) ibadet ediyorlardı. Kimi ruku’’daydı. Onlardan kimi de secde halindeydi. Kimi hamd ediyordu; kimi de tesbih okuyordu. Ve bunların dışında ibadetler de yapıyorlardı. Ceneb-ı Allah, beş vakit namaz kıldıklarında gök ehlinin ibadetlerinin bütün sevablarını O Yüce Rasul (s.a.v.) Hazretlerinin ümmetine verdi.
Namazın beş vakit olmasındaki hikmet :
‘’ Ya Muhammed ! Onlar ( namazlar ) her gece ve gündüz beş (vakit ) namazdır. Her namaz için on hasene vardır. Bu şekilde öncekilerin namazı ile elli namaz olmuş oldu. ‘’ Mirac gecesinde, elli rek’at namazın karşılıgı verilmek üzere, beş vakte düşürüldü .
BEŞ VAKİT NAMAZI İLK KILAN
Namazın beş vakit olmasının başka bir hikmeti de, geçmiş ümmetlerin her biri degişik vakitte namaz kılıyordu. Cenâb-ı Allâh, dünya ve ahret faziletlerinin hepsini, Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinde ve onun ümmetinde topladı. Onun ümmetini de böylece ümmetlerin arasında en faziletli ümmet kıldı.
Sabah namazını ilşk önce kılan Adem Aleyhisselamdır.
Ögle namazını ilk önce kılan İbrahim Aleyhisselamdır.
İkindi namazını ilk önce kılan Yunus Aleyhisselamdır.
Akşam namazını ilk önce kılan İsa Aleyhisselamdır.
Yatsı namazını ilk önce kılan Musa Aleyhisselamdır.
Beş vakit namazın bu şekilde Efendimiz (s.a.v) Hazretlerinin ümmetinde ( beş vakit olarak ) karar kılmasının sırrı budur.
Bir rivayete göre denildi ki ; Adem Aleyhisselam, beş vakit namazın hepsini kılıyordu. Ondan sonra Peygamberlerin arasında bu beş vakit bölüştürüldü.
Vitir namazı ilk önce Efendimiz (s.a.v) Hazretleri Mi’rac gecesinde kıldı. Ve onun için, Efendimiz (s.a.v) Hazretleri ; ‘’ Rabbim bana bir namazı ziyade etti.” buyurdular. Yani Allah, beş vakit namazdan fazla olarak vitri bana ziyade kıldı. Veya gece namazını… Bunu bil…
TESBİHİ İLK OKUYANLAR
İlk secdeye varan Cebrail Aleyhisselamdır.Bundan dolayı peygamberlerin arkadaşı ve onların hizmetkarı oldu.
İlk önce ‘’ Sübhanallah ‘’ ‘’ Allah noksan sıfatlardan münezzehtir’’ deyip tesbih eden Cebrail Aleyhisselamdır.
İlk önce ‘’ Elhamdülillah ‘’ ‘’ Hamd Allah’a mahsustur ‘’ diyerek hamd eden Adem Aleyhisselamdır.
İlk önce ‘’ La ilahe illallah ‘’ ‘’ Allah’tan başka ilah yoktur ‘’ diye tevhid kelimesini söyleyen Nuh Aleyhisselamdır.
İlk önce ‘’ Allah-u Ekber ‘’ diyen İbrahim Aleyhisselamdır.
İlk önce ‘’ La havle ve la kuvvete illa billahi’l aliyyi’l azim ” Azim ( büyük ) ve Aliyy (yüce) olan Allah’dan başka hiçbir kuvvet ve hali degiştirecek yoktur’’ diyen Efendimiz (s.a.v) Hazretleridir.
Kaynak ; Ruhul beyan tefsiri – cilt -1 – sahife 146 – 147 – 148.
Nasıl bir namaz 30 Haziran 2009
Posted by NamazNuru in Namaz Yazıları.add a comment
Zikredilir ki, Hatemî Zahid Hazretleri bir gün, Âsım İbn-i Yusuf Hazretlerinin huzuruna vardı.
Âsım ona dedi ki : ‘’ Ey Hatem ! Namazı güzel kılıyormusun ? ‘’
Hatemî : ‘’ Evet ‘’ dedi.
Âsım : ‘’ Nasıl kılıyorsun ?‘’ diye sordu .
Hatemî : Namaz vakti yaklaştıgı zaman, abdestimi güzelce alırım.Sonra namaz kılacagım yere yerleşirim.Hatta bütün uzvum, bende karar bulur. İki kaşımın arasında Ka’beyi görürüm. Maka-mım ( Kabrim ) önümde,Cenab-ı Allah, üzerimde ve kalbimde olanları bilmektedir.Sanki ayaklarım sırat köprüsünün üzerinde-dir. Cennet sagımda, Cehennem solumdadır. Ölüm melegi ( Azrail Aleyhisselam ) arkamda durmaktadır.
Bu namazı son namazım olarak zann ( ve kabul ) edip Allahu Ekber. Diyerek ihsan ile ( yani Cenâb-ı Allâh’ı görür gibi, tekbir alırım. Kıraatı ( Fatiha ve zammı sureleri ) tefekkür ile ( yani manalarını düşünerek ) okurum. Tevazu ile rüku’a egilirim. Tazarru ile secde ederim. Sonra namazı tamamladıgımda otururum. Ümitle teşehhüdü okurum. Dil üzerine selam veririm, sonra , ihlas için selam veririm. Böylece korku ile ümit arasında namazımı kılarım. Sonra sabr’a dayanırım.
Sonra Âsım sordu :
‘’ Ey Hatemî ! Senin namazın hep böyle mi ? ‘’
Hatem^; :
‘’ Ta otuz yıldan beri namazım bu şekildedir.’’ Dedi.
Âsım ağlamaya başladı. Ve :
‘’ Ben hayatımda asla böyle bir namaz kılmadım.’’ Dedi.
Kaynak : Ruhul beyan tefsiri cilt 1 – sahife 140
Namazda Huşû Bulmak 06 Mart 2009
Posted by NamazNuru in Genel Konular.add a comment
Namazda öz ve ruh durumunda olan şey huşu ve kalbin hazır olmasıdır. Huşu, imanın meyvesi ve Allah Teala’nın azametine yakin derecesinde inanmanın meyvesidir. Allah Teala’nın büyüklüğünü, O’nun her şeye muttali’ olduğunu ve kendi kendisinin kusurlarını bilen bir kimse, namazda da, namaz dışında ki hallerinde de huşu duyar.
“Vay o namaz kılanlara ki namazlarından sehv ederler.” (Maun,4) ayeti şu anlamlarda tefsir edilmiştir:
Namazdan sehv etmek, onda huşu duymamaktır.
Fikir dağınıklığı yüzünden kaç rek’at kıldığını şaşırmaktır.
Namazı unutup vaktini kaçırmaktır.
Namazı önemsememektir. Bu sebeple de, onu vaktinde kılmanın sevincini, vaktinden çıkarıp kazaya bırakmanın üzüntüsünü duymamak ve ne birinci halin sevabını, ne de ikinci halin vebalini önemli bulmamaktır.
Namazın hatırını saymayıp onunla telifi yakışık almayan ancak namaz kılmayanlara yakışan kötülükleri ve günahları işlemektir. Çünkü, Allah Teala, “Namaz aşırılıkları ve çirkin şeyleri nehyeder.” Buyurmuştur. Bunları yapmak ise namazı dinlememek ve onu saymamaktır.
Farz namazlardaki eksiklikler sünnet olan namazlarla telafi edilir.
Allah Resulu (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde ilk sorulan amel namazdır. Şayet onun farz kısmında eksiklik görülürse, Allah Teala meleklere : ‘Kulumun sünnet namazları varsa, eksikliğini onlarla tamamlayın.’ diye emreder.” (Sünen sahipleri, Hakim) Bu da Allah Teala’nın bir lütuf ve merhametidir. O, kulunu batırmak için değil, kurtarmak için bahane arar.
Kaynak: İmam Gazali, İhya’u Ulumid’din, İbadetler, Namazın Sırları ve Önemli Meseleleri, s 289-290
Tüm ibâdetler namazın içinde! 06 Mart 2009
Posted by NamazNuru in Genel Konular.add a comment
Namazin bütün ibâdetleri içine alan bir ibâdet oldugunu bilmem biliyor
musunuz?
Konuyla ilgili bâzı teknik rakamlar vermek istiyorum:
- Günde 40 rek’at namaz kiliyoruz. Bu 40 rek’atin 17’si farz, 3′ü
vâcib, 20’si sünnettir.
- Bir senede 14.600 rek’at namaz kiliyoruz.
- Ramazan’da 600 rek’at teravih namazi kiliyoruz.
- Toplam bir yilda 15.200 rek’at namaz kilmis oluyoruz.
- Aksam namazindan sonra kilinan evvabin namazi, kusluk vaktinde
kilinan duha namazi, gece kilinan teheccüt namazi gibi nâfile namazlar
15.200 rek’at sayisi disindadir.
***
Namaz kilan bir mü’min bir günlük namazinda neyi ne kadar zikrediyor;
hiç düsündünüz mü? Gelin ortalama bir rakam çikaralim:
Namaz kilan bir mü’min bir günde en az
- 40 def’a besmele çekiyor.
- 40 def’a Fatiha sûresini okuyor.
- 80 def’a Rabb’imizin er-Rahman ismini söylüyor.
- 80 def’a er-Rahim ismini söylüyor.
- 213 def’a Allah-u Ekber diyor.
- 120 def’a Süphane Rabb’iye’l-Azim, diyor.
- 240 def’a Sübhane Rabbiye’l-Âlâ, diyor.
- 15 def’a Sübhaneke duâsini okuyor.
- 40 def’a Semi Allahu limen hamideh diyor.
- 40 def’a Rabbena ve leke’l-hamd diyor.
- 40 def’a Âmin (Ya Rabbî! Duâlarimi kabul buyur) diyor.
- 33 def’a Zamm-i Sûre okuyor.
- 21 def’a Ettahiyyatü’yü okuyarak Peygamberimize selâm gönderiyor.
- 21 def’a Kelime-i Sehadet’i söylüyor.
- 26 def’a omuzundaki meleklere ve yanlarindaki Müslümanlara Selâm
veriyor.
- 13 def’a Allahümme ente’s-Selâmü ve Minke’s-Selâmu Tebârekte ya
Zelcelâli ve’l-ikrâm, diyor.
- 13 def’a Rabbenâ Âtina, duâsini okuyor.
- 13 def’a Rabbenâgfirli, duâsini okuyor.
- 15 def’a Allahümme Salli selâvatini okuyor.
- 15 def’a Allahümme bârik selavatini okuyor.
- 15 def’a Euzübillâhiminesseytâ nirrâcîym diyerek seytanin serrinden
Allah’a siginiyor.
Bu zikrettiklerimiz sâdece namazin içinde okunanlardir. Namazdan önce
ve sonra okunanlar ve tesbihatlar bu rakamlarin disindadir.
60 yil yasayip da kullugunun gereklerini yerine getiren bir mü’minin
yaptiklarini ve söylediklerini bu kadar yil hesabiyla hesaplayin
bakalim, ne çikacak karsiniza.
Ya kulluk suurundan uzak, ibâdetlerden mahrum ömrünü zilletle geçirmis
bedenini ibâdetsizlik illeti (hastaligi) istila etmis olanlara ne
diyeceksiniz. Gerçekten çok büyük kayip içindeler degil mi? Allah (c.c)
serlerinden korusun ve kurtarsin…
Alıntı..
Namaza Niyet Etmek 06 Mart 2009
Posted by NamazNuru in Genel Konular.add a comment

Namazlarda niyet de şarttır. Şöyle ki: Niyet aslen bir azimden ve kesin bir iradeden ibarettir. Kalbin bir şeye karar vermesi ve bir işin ne için yapıldığını düşünmeksizin bilmesi demektir.
Namazla ilgili niyet, Yüce Allah’ın rızası için ihlasla namazı kılmayı istemek ve hangi namazın kılınacağını bilmektir. Yapılan işlerin önemleri ve sevapları niyetlere göredir. İnsanın niyeti halis (sırf Allah rızası için) olmalıdır. İnsan yapacağı bir ibadeti şuurlu bir halde yapmalıdır. Yapacağı işle, Allah rızası gibi, yüksek bir gaye gözetmeli ve gaflet içinde bulunmamalıdır.
Niyet kalbe aittir. Bununla beraber kalp ile niyet yapıldıktan sonra dil ile de söylenmesi daha iyidir. Bir insan başlayacağı bir namaza, kalp ile niyet edip de dili ile bir şey söylemese, o namazı caiz olur. Fakat kalp ile niyet etmekle beraber “şu vaktin farzını veya sünnetini kılmaya niyet ettim” demesi, daha iyidir. Bu şekilde, hem kalp, hem de dil ile niyet edilmesi, sahih olan görüşe göre müstehabdır. Kalben niyet olmaksızın dil ile yapılan niyet sahih değildir.
Farz namazlarla bayram ve vitir namazlarından bunları yerine getirirken hangi vakitler olduğunu belirlemek gerekir: “Bugünkü sabah namazına” veya “Bugünkü cuma namazına, bugünkü vitir namazına, bugünkü bayram namazına” diye niyet edilir. Yalnız farz namaza niyet etmek yeterli değildir. Böyle bir niyetle farz namazları tayin edilmiş olmaz. Fakat hangi namaz olduğu belirlenmeksizin vakit içinde: “Bu vaktin farzını kılmaya” diye niyet edilmesi kafi gelir. Rekatların sayısını anmaya gerek yoktur. Yalnız cuma namazı böyle değildir; onu vaktin farzı niyeti ile kılmak olmaz; çünkü asıl vakit öğlenindir, cumanın değildir.
Nafile namazlara gelince: Bunlarda sadece namaza niyet etmek kafidir. Fakat şu vaktin ilk sünnetine veya son sünnetine niyet ettim, diye de kılınırlar. Bu namazların müekked veya gayri müekked olduklarını belirlemeye de gerek yoktur. Ancak teravih namazı için: “Teravih namazını veya vaktin sünnetini kılmaya niyet ettim” demelidir, ihtiyat olan budur.
Cemaate yetişip de, imamın farzı mı, yoksa teravihi mi kıldığını bilmeyen kimse, farza niyet ederek imama uyar. Eğer imam farzı kılıyordu ise, uyanın da farzı sahih olur. Eğer imam teravih namazını kılıyordu ise, ona uyan o kimsenin namazı nafile yerine geçer. Yatsı namazından önce teravih kılınamayacağı için, teravih yerine geçmez.
Niyetin Tekbir alma zamanına yakın olması daha faziletlidir. Daha önce de niyet edilebilir; yeter ki, niyet ile tekbir arasında namaza aykırı bir hal bulunmuş olmasın.
Örnek: Bir kimse abdest alırken herhangi bir namazı kılmaya niyet etse, sonra namaza aykırı düşen yiyip içmek ve konuşmak gibi bir işte bulunmadan namaz yerine varıp namaza başlasa sahih olur. Bu arada hatırına o niyet gelmese dahi yine namazı sahih olur. Fakat tekbirden sonra yapılacak bir niyet ile namaz sahih olmaz. Tercih edilen görüş budur. Diğer bir görüşe göre, tekbir aldıktan sonra, Sübhaneke ve Eüzü’den önce yapılacak niyetle de namaz caiz olur. (İmam Şafiî’ye göre, niyetin tekbire yakın yapılması şarttır.)
Farz namaz yerine getirilirken kazayı niyet etmek, kaza namazı kılınırken farza niyet etmek suretiyle namaz caiz olur. Örnek: Bir kimse öğle namazının vakti çıkmamıştır inancı ile öğlenin farzını yerine getirmeye niyet etse ve namazı tamamladıktan sonra öğle vaktinin çıkmış bulunduğunu anlasa, farza niyet ederek kılmış olduğu namaz kaza yerine geçer.
Bir kimse öğle gibi vakit içinde hem öğle, hem de ikindi namazına niyet etse, bu niyet vakti girmiş olan namaz için geçerli olur. Vakti girmemiş olan namaz buna engel olmaz.
Bir kimse, bir vaktin farzına niyet ederek namaza başlayıp da sonra nafile kılıyormuş gibi bir zanla namazı tamamlasa, bu namazı o farzdan sayılır. Çünkü namazın sonuna kadar niyetin hatırlanması şart değildir.
Bir kimse nafileye niyet ederek tekbir aldıktan sonra farza niyet ederek tekrar tekbir alsa, farz namaza başlamış olur. Aksi de böyledir.
Yine bir kimse öğle namazının farzına niyet ederek bir rekat kıldıktan sonra, ikindi namazının farzına veya bir nafile namaza niyet ederek tekrar tekbir alsa, öğle namazını bozmuş olur ve ikinci niyete göre namaza başlamış sayılır.
Cemaat halinde imama uyulduğu zaman da niyet edilmesi lâzımdır. “Bugünkü öğle namazının farzını kılmaya niyet ettim; uydum bu imama” denir. Bu şekilde bir niyet yapılmazsa, imama uymak sahih olmaz.
Bir kimse namaza tek başına başlamışken imama uymaya niyet ederek diliyle tekrar tekbir alsa önceki namazını bozmuş ve imama uymuş olur.
İmama uyan kimsenin kılacağı namazı belirtmeksizin yalnız: “İmama uydum” veya “iktida ettim” diye niyet etmesi, üstün tutulan görüşe göre yeterli değildir. “İmamla beraber namaz kılmaya niyet ettim” denilmesi de böyledir.
Bir kimse imama uymaya niyet edip namaza başladığı halde imam henüz namaza başlamamış bulunsa bu uyuş, sahih olmamış olur. Hatta “Allah” veya “Ekber” kelimesini imam daha bitirmeden kendisi bitirse yine imama uymuş olmaz. Fakat ikinci kere olarak tekbir alsa bununla imama uymuş olur.
Cemaatin imama uymaya niyeti, imam “Allahu Ekber” deyip namaza başlamasından sonra olmalıdır ki, bir namaz kılana uyulmuş olsun ve imamdan önce tekbir alınmış olmak ihtimali kalmasın. Bu, İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed’in görüşüdür. İmam Azam’a göre, cemaatin tekbirleri imamın tekbirine yakın olmalıdır; çünkü bunda ibadete acele etme fazileti vardır. O halde niyetin önce olması gerekir. Bununla beraber imam, daha Fatiha suresini bitirmeden tekbir alıp imama uyan kimse, iftitah (başlangıç) tekbirinin sevabına kavuşmuş olur.
Kendisine uyulan imamın kim olduğunu bilmek gerekmez. Hasan olduğu sanılan imamın, Bekir olduğu anlaşılsa, yapılan imama uyma niyetine bir engel teşkil etmez. Ancak Hasan’a uydum diye tayinde bulunarak niyet edildiği halde, imamın başkası olduğu anlaşılsa, iktida (imama uyma) sahih olmamış olur; çünkü bu kayda bağlanmış bir niyettir.
İmam olan şahsın, imamete niyet etmesi gerekmez. Ancak kadınların da kendisine uymalarının sahih olabilmesi için imamete niyet etmesi gerekir. Bunun için bir imam: “Ene imamun limen tebianî = Ben bana uyanlara imamım” diye niyet etse, kendisine kadınlar da uyabilirler. İmamet bahsine bakılsın.
Kaynak: Büyük İslam İlmihâli, Ömer Nasuhi Bilmen
Secdeden Nasıl Lezzet Alınır? 19 Şubat 2009
Posted by NamazNuru in Genel Konular.Tags: namazda secde, secde, secdeden lezzet nasıl alınır
add a comment
a. Secde anında, eski günahları hatırlayıp özür dilediğinde kabul edileceğine inanmak.
b. Secde anında 1400 küsür öncesine giderek Peygamber aleyhisselâm’ın arkasında namaz kılıyormuş gibi hissederek.
c. Secde anında, Allah’tan şöyle bir ses işiterek;
Nasıl namaz kıldığına bakıyorum!
d. Secde eylemini namaz dışında da yaparak. Şükür secdesi gibi.
e. Özellikle de gece kalkarak.
f. Sahabelerin ve bir, iki nesil sonrakilerin secde anlayışlarını dikkate alarak.
g. Secde anında ağlamaya çalışarak.
h. Secde anında ölümü düşünmeye çalışarak.
ı. Kafamızı kaldırdığımızda ölüm meleğiyle karşılaşacağımızı hissederek
i. Yapılacak dua, bağışlanma ve isteklerin kabul edileceği tek şartın secde olduğuna şartlanarak
j. Secdeyi uzattığımız oranda Allah’a yaklaştığımızı hissederek.
k. Secdeyi en iyi şekilde değerlendirenin cennetteki en güzel köşke oturacağını hissederek.
Namazın Âdâbı 23 Ocak 2009
Posted by NamazNuru in Namazın Âdâbı.Tags: Namazın Âdâbı, namazın müstehapları
add a comment
Âdâb, Hz. Peygamber’in bazan yapıp bazan terkettiği şeyler olup Hanefî literatüründe mendup veya müstehap anlamında kullanıldığı da olur. Bunları terketmek, isâet sayılmaz ve kınamayı gerektirmez ise de riayet edilmesi daha faziletlidir (efdal). Esasen namazın âdâbı yüce yaratıcının huzurunda durulduğunun farkında olunarak zâhiren mütevazi bir halde bulunmaktır.
Namazın âdâbı (müstehapları) şunlardır:
1. Namaz esnasında iken hem görünüşte hem iç dünyada bir tevazu, sükûnet ve huzur içinde bulunmak.
2. Kıyafete çeki düzen vermek. Meselâ gömlek gibi düğmeli bir giysi giyildiğinde düğmelerini iliklemek.
3. Kamet sırasında “hayye alel felâh” denirken imam ve cemaatin namaz için ayağa kalkması.
4. “Kad kameti’s-salâh” denilirken imamın namaza başlaması, müezzini fiilen tasdik etmek anlamına geleceği düşüncesiyle âdâbdan (müstehap) sayılmıştır. Fakat imamın kametin bitmesini beklemesinde ve kamet bittikten sonra namaza başlamasında da bir beis yoktur. Hatta Ebû Yûsuf ile diğer üç mezhep imamına göre en uygunu kamet bittikten sonra namaza başlanmasıdır. Çünkü bu suretle cemaate saflara çekidüzen verme fırsatı tanınmış olur. Kamet getirilirken camiye giren kişi ayakta beklemeyip, hemen oturur ve cemaatle birlikte ayağa kalkar.
5. Erkekler iftitah tekbiri alırken ellerini yenlerinin dışına çıkarmak.
6. Namaza dururken kalbin ameli olan niyete lisanın fiili olan sözü eklemek. Söyleme kalbin amelini engelliyorsa kalbin niyeti ile yetinmek gerekir.
7. Namazda bulunan erkek ve kadının huşû üzere olup kıyamda secde yerine, rükûda ayaklarının üzerine ve secdede burnun iki kanadına, otururken kucağına ve uyluk üzerlerine ve selâmda omuz başlarına bakması.
8. Namaz esnasında mümkün oldukça öksürüğü, geğirmeyi gidermek ve esneme durumunda ağzı tutmak, dudakları dişlerle olsun kapamak; bu da yeterli olmazsa sağ el ile kapamak.
9. Tek başına namaz kılan kişinin, rükû ve secde tesbihlerini üçten fazla yapması.
Bütün bunlar yapılması güzel (müstahsen) olan şeylerdir ve ibadet esnasında Allah’ın huzurunda olma şuuruna ve O’na gösterilmesi gereken tâzime de uygun davranışlardır.
Namazın Mekruhları 23 Ocak 2009
Posted by NamazNuru in Namazın Mekruhları.Tags: namazda mekruh, Namazın Mekruhları
add a comment
Namazın Mekruhları:
Namazın içinde sağa sola bakmak
Elbise veya vücut ile oynamak. (Vücuda yapışan elbiseyi küçük bir hareketle silkelemekte bir beis yoktur)
Özürsüz, parmağını çıtlatmak
Secde yerindeki taşları temizlemek
Elini böğrüne koymak
Bir yerini bir veya iki kere kaşımak. (Namazda burun akıntısını silmek yere akıtmaktan evlâdır.)
Özürsüz bağdaş koymak
İnsan yüzüne karşı kılmak
Kor halindeki ateşe karşı namaza durmak
Bir kimsenin önünde, başı üzerinde, sağında, solunda arkasında veya elbisesinde bakan kimsenin kolayca görebileceği kadar belirgin resim varken namaz kılmak
Gerinmek, esnemek
Tehiyatta ayak parmaklarını dikip, ökçelerin üzerinde durmak
Kaynaklarını (kalçalarını) yere koyup dizlerini göğse çekerek veya elleri yere koyarak oturmak
Yenisi ve güzeli varken eski ve kötü elbise ile kılmak. (müstehap olan her zaman adet olanı giymektir. Gecelikler, giyilmesi adet olan elbiselerden olduğu için onunla namaz kılmakta kerahet yoktur.)
Başı açık kılmak. (Alçak gönüllülük maksadıyla olursa mekruh olmaz.)
Secdede veya secde dışında elinin veya ayağının parmaklarını kıbleden çevirmek
Cemaatle namaza duracağında önünde yer varken safa girmeyip, arkada durmak
Kabre karşı namaz kılmak
Necasete karşı perdesiz namaz kılmak
Kadınla, perdesiz bir hizada durup ayrı ayrı namaz kılmak
Tuvalete gitme ihtiyacı varken sıkışık olarak namz kılmak
Secdeden kalkarken dizlerini ellerinden evvel kaldırmak
Secdede bir ayağını kaldırmak
İmamdan evvel rüku’a gitmek
İmamdan evvel secdeye gitmek
İmamdan evvel secdeden kalkmak
Secdeye giderken özürsüz olarak ellerini dizlerinden evvel yere koymak
Özürsüz, yere veya duvara dayanarak kalkmak
Namazda alnından toprak silkmek
Bir rekatte okuduğu zammı sure ile, bunu takip eden rekatte okuduğu zammı süre arasında sadece bir sure atlamak
Bir sonraki rekatta, bir önceki rekatta okuduğu zammı surenin evvelinden sure veya ayet okumak
Farz namazlarda bir sureyi bir rekatta iki defa okumak, veya bir sureyi her iki rekatte okumak
Farzın ikinci rekatinde, birinci rekatte okuduğundan üç ayet fazla okumak
İmama uyanın imamla birlikte Kur’an okuması
Özürsüz, alnındaki sarığın üzerine secde etmek
Kıyamda iken özürsüz olarak duvara dayanmak
Kıyamda sağa veya sola eğik vaziyette durmak
Özürsüz, tek ayak üstünde durmak
Namaz içinde ayet ve tesbihleri parmakla saymak
Cemaatle namaz kılınırken yalnız namaz kılmak
İmamın mihraptan başka yere durması
İmamın bir zirâ (50cm) alçak yerde durup, cemaatin imamdan yüksekte durması
İmamın bir zirâ (50cm) yüksek yerde durması; (Eğer imamın yanında bir kişi bulunursa mekruh olmaz.)
“Besmele” ve “âmin”i açıktan okumak
Kırâatı rükua inerken tamamlamak
Tekbirleri yerlerinde almamak, her zikir ve kırâati (okumayı) yerinde yapmamak
Rüku ve secde tesbihlerini başını kaldırdıktan sonra söylemek
Omuzu açık ve kolları sıvalı olarak namaz kılmak
Önünde bir canlının geçmesi ihtimali olan yerde önüne sütre (herhangi bir cisim) dikmeyi terk etmek
Bir şeyi koklamak
İşitilmeyecek derecede üflemek (işitilecek dercede üflenirse namaz bozulur)
Başa mendil ve benzeri bir şeyi sarıp tepesini açık bırakmak
Ağzını ve burnunu örterek namaz kılmak
İkinci defa toplanan cemaate imam olacak şahsın mihraba durması.
Namazın Sünnetleri 23 Ocak 2009
Posted by NamazNuru in namazın sünnetleri.Tags: namazın sünnetleri
add a comment
Sünnetin hükmü: Namazda sünneti terk etmek, namazı bozmaz, sehiv secdesi yapmayı da gerektirmez, ancak mekruh olur.
Namazın Başlıca Sünnetleri Şunlardır:
1. Beş vakit namaz ile cuma namazı için ezan ve ikamet erkekler için sünnettir. (kadınlara mekruhtur.)
2. Namazın iftitah tekbirinde, vitir namazının kunut tekbirinde ve bayram namazlarının zevaid tekbirlerinde elleri kulakların hizasına kaldırmak. (Kadınlar, parmak uçları omuz hizasına gelecek şekilde ellerini kaldırırlar.)
3. Eller kaldırıldığı sırada parmakları ne bitişik ne de fazla açık tutmak, yani kendi halinde normal açıklıkta bulundurmak, ellerin ve parmakların içi kıbleye karşı gelmek,
4. İmama uyan kimsenin iftitah tekbiri, imamı geçmemek üzere- imamın iftitah tekbirine yakın olmak,
5. Kıyamda elleri bağlamak. (Erkekler; sağ elin avucu sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmakları sol elin bileğin; kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar.) (Kadınlar: Sağ el, sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkekler gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğin! kavramazlar)
6. Kıyamda iki ayağın arasını dört parmak kadar açık bulundurmak,
7. Sübhaneke okumak.
8. “Euzubillahi mineşşeytanirracîm”demek.
9. Her rekatta fatihadan önce “Bismillahirrahmanirahim” demek.
10. Fatihanın sonunda imamın ve ona uyanların “Amin” demesi.
11. “Sübhaneke, Eüzü-Besmele ve Amin”i içinden okumak,
12. Sabah ve öğle namazlarında fatihadan sonra uzunca, ikindi ve yatsı namazlarında kısa, akşam namazında daha kısa süre okumak. Bu, misafir olmayanlar içindir. Yolcu olan veya vakti dar olan kimse dilediği ayet ve süreyi okur.
13. Rükûa varırken “Allahü Ekber” demek.
14. Rükûda dizlerim ellerin parmakları açık olarak tutmak. (Kadınlar parmaklarını açmaz ve dizlerim tutmazlar, sadece ellerini dizleri üzerine koyarlar.)
15. Rükûda dizlerim ve dirseklerim dik tutup bükmemek. (Kadınlar rükûda dizlerim bükük bulundururlar.)
16. Rükûda arkasını dümdüz yapmak. (Kadınlar arkalarım biraz meyilli bulundururlar.)
17. Başını, sırtı ile bir seviyede bulundurup yukarıya kaldırmamak ve aşağıya eğmemek.
18. Rükûda üç kere “Sühhane Rahbiye’l-azîm” demek.
19. Rükûdan kalkarken “SemiAllahu ilmen hamideh’ demek.
20. Rükûdan doğrulunca “Rabbena leke’l-hamd” demek.
21. Secdeye varırken yere; önce dizlerini, sonra ellerini, daha sonra alın ve burnunu koymak
22. Secdeden kalkarken önce başını sonra ellerini daha sonra dizleri üzerine ellerini koyarak dizlerini yerden kaldırmak.
23. Secdelere varırken “Allahü Ekber” demek,
24. Secdelerden kalkarken “Allahü Ekber” demek.
25. Secdelerde yüzünü iki elleri arasına almak, eller yüzden geri ve uzakta olmayıp yüze yakın ve yüzün hizasında bulunmak, ellerin parmakları birbirine bitişik olduğu halde kıbleye karşı el ayası ile yere yapışık olmak,
26. Secdelerde üçer kere “Sübhane Rabbiye ‘l-ala ” demek-
27. Erkeklerin, secdede karnını uyluklarından, dirseklerini yanlarından ve kollarını yerden uzak tutması- (Kadınlar, secdede kollarını yanlarına, karnını uyluklarına yapıştırıp yere doğru alçalırlar.)
28. îki secde arasında oturmak.
29. iki secde arasında, birinci oturuşta (Ka’de-i Gla) ve son oturuşta (Ka’de-i ahîre) elleri uylukları üzerine koymak.
30. Otururken sol ayağını yere yayıp üstüne oturmak ve sağ ayağını dikerek parmaklarım kıbleye karşı getirmek- (Kadınlar, ayaklarını sağ tarafa yatık olarak çıkarıp sol kalçaları üzerine otururlar.)
31. Ettehiyyatü’nün kelime-i şehadetinde sağ elinin şehadet parmağı ile işaret etmek. işaret; Kelime-i şehadette “La ilahe” derken sağ elin şehadet parmağını kaldırmak, “illellah” derken de indirmek suretiyle olur
32. Ettehiyyatü’yü içinden okumak.
33. Üç ve dört rekatlı farzların üçüncü ve dördüncü rekatlarında fatiha okumak. (ilk iki rekatlarda fatiha okumak ise vaciptir.)
34. Son oturuşta “Ettehiyyatü”den sonra “Allahümme sallı, Allahümme barik” ve bunlardan sonra da dua okumak.
35. Selam verirken başını evvela sağa. sonra sola çevirmek.
36. Selamda “Esselamu aleyküm ve Rahmetullah” demek.
37. İmam her iki tarata selam verirken kendisine uyan cemaatı ve hafeze meleklerini selamlamayı niyet etmek.
38. İmama uyan, selamında cemaati ve imamı niyet etmek.
39. Tek başına kılan; selamında melekleri niyet etmek.
40. İmam sol tarafa selam verirken sesini biraz alçaltmak.
41. İmama uyan kişinin selamı, imamın selamına yakın olmak.
42. İmama sonra dan uyan kimse, yetişemediklerim kılmak için imamın ikinci selamını beklemek.
Kaynak: Namaz Zamanı
Namazın Vacipleri 23 Ocak 2009
Posted by NamazNuru in namazın vacipleri.Tags: namazın vacipleri
add a comment
Namazın Başlıca Vacipleri:
1. Namaza “Allahu Ekber” sözü ile başlamak,
2. Namazda Fatiha Suresini okumak,
3. Fatiha suresini farz namazların ilk iki rekatında, vitir ve nafile namazların her rek’atında okumak.
4. Farz namazların ilk İki rekatında, vitir ve nafile namazların her rekatında sure veya ayet okumak (Zamm-ı Sûre),
5. Fatihayı, sureden önce okumak,
6. Secdede alın ile beraber burunu da yere koymak,
7. İki secdeyi birbiri ardınca yapmak.
8. Üç ve dört rekat namazların ikinci rekatında ettehiyyatü okuyacak kadar oturmak. Buna “Kade-i ûlâ=birinci oturuş denir.
9. Birinci ve son oturuşlarda “ettehiyyatü” okumak.
10. Birinci oturuşta Ettehiyyatü’yü okuduktan sonra gecikmeden üçüncü rekata kalkmak.
11. Vitir namazında kunut tekbirini almak ve kunut duasını okumak.
12. Bayram namazlarına mahsus olan fazla tekbirleri almak.
13. Cemaatle kalındığı zaman, sabah, akşam, yatsı, cuma ve bayram namazlarının birinci ve ikinci rekatlarında, teravih namazı ile Ramazanda teravihten sonra kılınan vitir namazının her rekatında imamın fatiha ve sureyi açıktan okuması.
14. Öğle ve ikindi namazlarında bunları içinden okumak
15. İmama uyan kişinin bu namazlarda fatiha ve sure okumayarak susması.
16. Ta’dili erkan: Yani ayakta iken dosdoğru, rükûda dümdüz olmak, (kadınlar biraz meyilli dururlar) rükûdan kalkınca iyice doğrulmak ve iki secde arasında tam oturmak.
17. Namazın sonunda selam vermek.
18. Namazda yanılırsa sehiv secdesi yapmak.
19. Namazda secde ayeti okursa secde etmek.
Kaynak: Namaz Zamanı
